ASANSÖR
- Tarih: 18:22 8/8/2009 Yazan: aykizdan

ASANSÖR
Aniden bir fırtınaya yakalanmış gibi ürperdi . Hazırlıksızdı hep , nasıl hazır olunurdu ki zaten beklemediği şeyleri yaşamaya . Tüm yaşamını plânlamaya çalışmıştı özenle , alışmıştı tüm plânlarını sırayla , plânladığınca yaşamaya . Üşümekten daha fazla nedene bağlıydı sanki içinin titremesi ." Bir şey olacak " diyordu , " şimdi nedenini çözemediğim , beklenmeyen , anlamsız , ama mutlaka ters bir şey , olacak !".
Buz gibiydi elleri , eldivenlerini nerede unutmuş olabileceğini düşündü . " Tuhaf şey " dedi , " bu mevsimde zaten eldiven taşınmaz ki , nerden de aklıma geldi eldivenlerimi nerede unuttuğum şimdi ? "
Diken üstünde geçirdi günü ; tedirgin , kaygılı , her bakıştan şüpheli . İnsanlar olağan dışı davranmıyordu oysa . Her zamanki gibi rutinin sarmalında geçti zaman , karanlık geldi . Her şey yine kendi olağan akışında yürümüştü ; kapıyı çalıp girenler "merhaba , iyi günler ! " , dileğini anlatıp , işi bitenler " sağolun , iyi günler ! " diyerek çıkanlar.. . En son gelenler de gittiğinde "iyi akşamlar ! " dileğinin sedasıydı arkalarında kalan...
Masasını toplamaya başladı ; not defterine sırayla ertesi gün yapacağı işleri plânladı , yazdı , dosyalarını yerine kaldırdı , kalemlerin kapaklarını kapattı . Gün içinde sık sık yaptığı gibi üfleyip püfleyerek uzaklaştırdı masasındaki son kalan tozları ..
Her akşam yaptığı gibi yine iki kez çevirerek kilitledi kapıyı anahtarıyla .
Eve dönüş yolunda sırasıyla manava , telefonla verdiği siparişi hazırlamış olan kasaba , hemen yanındaki fırına , en son da apartmanının altındaki kitapçıya uğradı .Abonesi olduğu gazeteler ve hiç bir zaman ayın ilk günü gelemeyen dergilerini aldı .
Elleri , kolları dolmuştu , merdivenlerden çıkmayı göze alamadı bu kez . Zaten spor olsun diye yürüyerek çıktığını söylüyordu hep . Önce bir ayağıyla kapıyı tuttu , torbalarını koydu asansöre , çekti kapısının arasından ayağını . Hangi düğmeye bastığının ayrımına varamayacak kadar daldığını anladı sonra .
Asansör hızla yükselirken " hiç bir şey olmadı , tuhaf ! " dedi , " tuhaf ! " , " neydi o bütün gününü bir şey olacakmış gibi ikircikli geçirten ürperti ? " .
Kendi katını geçtiğini farketti sonra asansörün , kızdı kendine ." Sanki ömründe ilk kez biniyorsun asansöre , ne diye doğru düğmeye basmadın ki ! " ...
Birden sarsılarak durdu asansör ,elektrikler kesildi , kalbi hızla çarptı ; bir kez daha kalmıştı böyle karanlığında asansörün , yine aynı ürpertiyle anımsadı .
O zaman da yaptığı gibi kapıyı yumrukladı , sesi düğümlenirdi boğazına , hiç çıkmazdı böyle korktuğu anlarda . Yine sesi çıkmadı . Yarısından çoğu boşalmıştı apartmanın binaya taşındığından beri ..
" İlk katlarda bir daire tutsaydım keşke , ama o sırada bu kadar boş değildi ki , keşke ilk boşalan daireye taşınmaktan vazgeçmeseydim " diye düşündüğünü , " korkularını yenmek için üstüne gitmelisin " diyen o büyük lafı eden adamı , o kitabı yazdığı ve tesadüfen okuduğu bu sözlerle kendisini umutlandırdığı için inançla sevdiğini , yaşamı plânlarken kullandığı ilkeleri arasına yıllar sonra da olsa bir de bu sözü aldığını , tesadüfen karşılaştığı kitap fuarında bu defa başka bir kitabını da alıp , korkularını yenmesi için ilk kitabındaki öğütlerine teşekkür ederek imzalattığını teker teker anımsadı ..
Yazarın adını anımsayamadığını farketti düşünceleri hızla kayarken . Kapıyı yumruklamayı sürdürdü nefesi korkuyla sıklaşırken , öleceğini düşündü . Sık sık değil arada bir de olsa bile ölümü düşünmezdi . " Daha yaşanacak ne güzel günler var ! " derken bu kez niçin öleceğini düşündüğünü ayrımsadı ; o ilk asansörde kalma olayının korkusuydu düşünmesine neden olan . Yine ürpertiyle anımsadı .
Tek başınayken asansöre binemeyişi , spor bahanesiyle merdivenleri tırmanışı , kendi kendine yetme telaşıydı . Korkularının üstünü örterek günleri plânlayışı , yaptığı plânlardan hiç sapmayışı , her şeyi kontrol ederse yaşam sorunsuzca böylece sürer gidere inanışı ...
Cep telefonunu aradı karanlıkta telaşla , kimse yumruklanan kapıyı duymamıştı , buldu . Aklına arayacağı yakında oturan hiç kimse gelmedi . Acil numaraların hiç biri kayıtlı değildi ... Asansörde kalışının ne kadar sürdüğünü sordu kendine , geçen zamanı ayrımsayamadı . Her şeyi yazarak , kaydederek , yaptığı yazılı plânlara uyarak yaşamaya alıştığından dolayı ,hiç bir numarayı aklında , ezberinde tutmadığını yine ve daha da fazla ürpererek ayrımsadı .
Kalbindeki sıkışma arttıkça arttı , nefesi hızlandıkça hızlandı . Karanlıkta rastgele bastı hızlı aramaya kodladığı üstteki tuşlardaki herhangi bir numaraya . Çalmaya başladı telefon , saydı , saydı , saydı , korkuyla düşündü ; açılmayacaktı ..
Tam başka bir numara denemeye karar verdiğinde sevinçli bir ses "merhaba ! " dedi , hiç ara vermeden , yanıt beklemeden , heyecanla sürdürdü konuşmasını : " Uzun süredir aramanı bekliyordum ! . Nerdeyse yine ben aramayı düşünüyordum . Birlikte gidelim dediğimde , bir ömür mutlu olacağız dediğimde , sevgi biraz da her şeyi terketmeyi bilmek , ileriye , bilinmeze gidebilmektir dediğimde gelmemiştin ! . Şimdi geleceksin değil mi , geleceğini söylemek için aradın değil mi , söyle ne olur ? "..
Birden yıllar öncesine uzandı düşünceleri ; gitmekle kalmak arasındaki mücadelesinde en sevdiği insan için bile terketmeye kıyamadığı anlamsız işlerin nasıl kazandığını . Keşkelerle içini kaç kez yaktığını .. Başka hiç kimseyi sevmediğini , sevemediğini ...Gururunu yenip , binlerce kez " ben gelmemiştim ama sen dön , sensiz yaşamak çok zor " diyebilseydi , onun her şeyi , hiç bir şey düşünmeden ardında bırakıp dönebileceğini bildiğini , ama arayamadığını . Ne kadar çok vazgeçmemek için hızlı arama tuşlarına kodladığını ...Telefonu açıp , tam o tuşa basıp çaldıracakken telefonu kaç kez kapattığını anımsadı ....
Karşıdan ses ; " Konuş lütfen ! " diyordu .. " Beni sevdiğini biliyorum , ben de hiç vazgeçmedim seni sevmekten , hiç vazgeçmedim ! "
" Asansörde kaldım , yardım et ! , lütfen çabuk ! " diyebilseydi gelinemeyek kadar uzaktaydı o sesin sahibi .... Onu sevmekten hiç vazgeçmediğini söyleyebilmeyi istedi , sesi hiç çıkmazdı böyle anlarda , yine çıkmadı . Kapıyı yumrukladı yere çömelerek , çaresiz , ağlayarak , kapıyı yumrukladı ,
Sarsıldı asansör birden gelen elektrikle , telefon elinden kaydı , " ne olur konuş ! " diyordu , asansör hızla düşerken aşağıya kulağına ulaşan en sevdiği ses " susma , ne olur konuş ! "
" Tuhaf şey ! " dedi yine asansörün yere çakıldığı en son anda ; " neydi o kitabı yazan adamın adı ? "
13.3.2009.GEBZE
SİNCAN İSTASYONU edebiyat dergisinin 24.sayısı olan 2009 yılı Ağustos Sayısında yayımlandı..
Yazdığım ilk öykü olması nedeniyle...İlk öykümün yayımlanmış olması nedeniyle özel..Sevincimi paylaşacak dostlara teşekkürümle..
|